ABD-ÇİN TİCARET SAVAŞLARI: SAFRA BOŞALTMA
- Ersin Dedekoca
- 13 Haz 2019
- 12 dakikada okunur
ABD-ÇİN TİCARET SAVAŞLARI: SAFRA BOŞALTMA
2018 Mart Ayı başında ABD Başkanı Donald Trump, korumacı ticaret savaşını alüminyum ve çelik ürünleriyle başlatmıştı. İthal çeliğe yüzde 25, alüminyuma yüzde 10 vergi oranında “ek gümrük vergileri” getiren Trump’ın bu hamlesi, ABD’ye bu ürünleri satsın satmasın, tüm ülkeleri tedirgin etmeye yetmişti.[1]
ABD ile Çin arasındaki “ticaret savaşı”, içinde bulunduğumuz yılın Mayıs başında Washington’un dev gümrük vergisi hamlesiyle yeniden alevlendi. ABD Başkanı Donald Trump, 200 milyar Amerikan Doları ($) değerindeki Çin ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin ikiye katlanacağını, kısa bir süre içinde de yeni vergi konacağını duyurdu.
Çin ise ABD’den ithal edilen 60 milyar dolar değerindeki ürünlere uygulanan gümrük vergilerini yükselterek misilleme yaptı. Çin’in yeni gümrük vergisi uygulamaları 1 Haziran’dan itibaren devreye girdi.
Aslında yakın zamana kadar ABD ile Çin, aylardır süren ticaret gerginliğini sona erdirecek bir anlaşmaya çok yaklaşmış görünüyorlardı. Bu bağlamda, Arjantin’de gerçekleştirilen G-20 Zirvesinde, Çin’e 250 milyar $’lık ek vergi ile savaş açan Trump ve Çin’in ‘Kuşak ve Yol Girişimi’nin mimarı Devlet Başkanı Xi Jinping’in görüşmesinde, ticari savaşta bir tür ateşkes ilan edilmişti. İki ülke arasındaki ticaret anlaşmasında Pekin’in geri adım atmadığına dair iddiaların, Trump’ı bu tehditlere yönelttiği ifade edilmektedir.[2]
ABD, 2.6 trilyon $’lık ithalâtıyla dünyanın en çok dışalımını yapan ülke konumundadır. İkincilik ise, 2.1 trilyon $’la Çin’e aittir. Çin’in bir diğer özelliği de dünyanın en büyük dışsatım (2.3 trilyon $) yapan ülkesi olmasıdır. ABD (yüzde 21) ve Çin (yüzde 12), globâl GSMH’nın yüzde 33’ünü temsil etmektedir. Bu sayıların gösterdiği en önemli gerçek, bu iki ülke arasındaki ticaret savaşının üçüncü ülkeleri ve bu yolla dünya ekonomisini etkilemesinin kaçınılmaz olduğudur.
Aşağıdaki çalışmamızın ereği, yaklaşık 15 aydır iki ülke arasında yaşanan ticaret savaşlarının boyutunu, gerisindeki jeoekonomik ve jeostratejik etkenleri, mevcut ve olası etkilerini ve belki de globâl ekonomik yapının evrilme yönünü irdelemek olmuştur.
KAVRAM OLARAK TİCARET SAVAŞLARI
Ticaret savaşı, “korumacı ekonomi politikalarının” olumsuz bir yan etkisi ve en potansiyel sonuçlarından birisidir. Ana hatlarıyla ticaret savaşı, her hangi bir malın ülkesine girişine “gümrük vergisi ve kota ile engeller/bariyerler” koyan ülkeye, söz konusu malın ihracatçısı ülkelerin de, ilk ülkenin önemli ihraç ürünlerine benzeri “misillemede” bulunmasını ifade etmektedir. Bu misillemelerin karşılıklı olarak artmasıyla, anılan engelleme ve sınırlandırmaları “küresel etkisi” ve “küresel gerilim” de yükselmektedir.[3]
Öte yandan bir ticaret savaşı, küresel gerginliklere yol açan bir dizi sorunu da ortaya çıkarabilir. Örneğin sadece belirli bir sektöre yönelik başlayan bir ticaret savaşı, diğer sektörleri etkileyerek kısa zamanda kapsama alanını büyütebilir. Aynı şekilde, iki ülke arasında başlayan bir ticaret savaşı, başlangıçta ticaret savaşına dâhil olmayan diğer ülkeleri de etkiliyebilmektedir.
Ticaret savaşları kısa vadede işe yaradığı (engellemeyi ilk başlatan ülke yönünden) görülse de, uzun vadede tüm ülkeler için fiyat yükselişleri ve ekonomik büyüme gibi bazı konularda bir takım sorunları beraberinde getirdiği gözlenmektedir.
“MADE in CHİNA 2025” (MIC2025) PROJESİNİN ETKİSİ
Çin’in son yıllarda düşük teknoloji üretimden yüksek teknoloji ürünlerinin üretimine daha fazla yönelmesi ve 2015’te ilan edilen ‘’2025 Çin Malı’’ hedef programı, Çin’in 2030’da dünyanın bir numaralı yüksek teknoloji üreticisi olma hedefini resmileştirmiş oldu.
Projenin ada hedefi, 2025 yılında piyasada olması plânlanan Çin ürünlerinin, 1980 ve 90’lardakinlerden çok daha gelişmiş üstün teknolojiler ihtiva etmesini sağlamaktır. Pekin’in 2015 yılında açıkladığı ve yüksek teknoloji ve üretim yöntemleriyle “endüstriyel dönüşüm” olarak gördüğü MIC2025 programıyla, on stratejik yüksek teknoloji sektöründe lider olmayı hedeflemektedir.
Anılan MIC2025 programı, robotik teknolojiler, denizcilik, demiryolu ulaşımı, elektrikli araçlar, havacılık ve uzay teknolojileri, tıp teknolojisiyle, ilâç sanayi, tarım ve enerji alanlarını kapsamaktadır.[4]
Söz konusu programa göre Pekin yönetimi, havacılık, uzay ve bilişim teknolojilerinin materyal ve önemli parçalarının üretiminde, 2020 yılına kadar yüzde 40, 2025’e kadar yüzde 70 oranında “kendine yeterli” hale gelmeyi amaçlamaktadır.[5]
Bu bağlamda kısaca bahsetmemiz gereken bir diğer konu da, 20 ülkede 50’den fazla şirketle 5G anlaşması bulunan, ABD önderliğinde bazı ülkeler tarafından 5G pazarına sokulmamaya çalışılan Çinli teknoloji devi Huawei’dir.
Bilgi ve iletişim teknolojisi (ICT) çözümleri. 5G, Telekom, kurumsal ağlar, bulut, akıllı telefon ve internet alanlarında hizmet veren şirketin CFO’nın, 2018 Aralık’ta, tam da Arjantin’deki G20 zirvesinde “ticaret savaşında ateşkes” konusunu görüştükleri sırada Kanada’da tutuklanmıştır. Yaşanan bu olay, Amerika tarafının ticaret savaşları konusunda, Huawei üzerinden Çin’in MIC2025 programına bir “gözdağı” olarak değerlendirilmektedir.[6]
TRUMP’IN TİCARET SAVAŞLARI KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİ
Bilindiği gibi Trump, 2016 Kasım seçim kampanyasında, “tek ülke” başlığında, sık sık “Amerika’yı yeniden büyük yapacağız” diyerek, Amerikan ürünlerinin diğer ülkelere karşı korunması gerektiğini açıkça söylemişti. Dış satım ve alım arasındaki farkı ifade eden “dış ticaret açığını kapatmak” Trump’ın ana politikalarından birini oluşturduğu biliyoruz.
Diğer yandan ABD Başkanı, ticaret savaşlarının iyi ve bu savaşları kazanmanın kolay olduğunu söyledi. Trump, Twitter’dan paylaştığı mesajda, “bir ülke (ABD) neredeyse her ülke ile ticaretinden milyarlarca dolar kaybettiği zaman, ticaret savaşları iyi ve kazanması kolaydır” görüşünü açıklamıştı. Trump iletinin devamında da, “Örneğin bir ülkeyle ticaretimizden 100 milyar dolar eksideysek ve karşı taraf kurnaz davranıyorsa, artık ticaret yapmayız. Büyük kazancımız olur” ifadesini kullanmıştı.[7]
ABD EKONOMİSİNDE KORUMACILIK
İkinci Dünya Savaşı sonrasında “küresel ticaretin gelişimine” önderlik eden ABD’nin günümüzde “korumacı politikalara” yönelmiş olduğu, geniş kabul gören bir olgudur. Ancak, korumacı politikalara yönelen ABD’nin yalnız olmadığı, ancak başı çektiği de ayrıca gözlenen bir konudur.
Aşağıda, Kasım 2008 ile 2018 başı arasında, G20 üyesi ülkelerden, ticaret politikası alanındaki “korumacı düzenlemelerin” sayısına göre ilk on ülke gösterilmektedir. Görüldüğü gibi, daha Trump iktidara gelmeden önce ABD bu yola girmiş durumdadır. Trump’ın yaptığı, belki de, bu yolun söylemini açığa vurmak ve bu olguyu “popülizm” aracı olarak kullanmak oldu.

Özellikle 2001 sonrasında Çin’in çok iddialı büyümesi ve dünya ticaretindeki ağırlığını artırması, ABD’deki “korumacı önlemler için gerekçeler” olarak sayılabilir. Ancak mesele bu kadar basit değildir. Zira Çin’de yatırım yapmış pek çok “ABD kökenli çok uluslu firma”, ABD aleyhine gelişen ticaret dengesinin bir bileşeni olduğu unutulmamalıdır.
Bu bağlamda Amerika tarafı için gözlenen bir hususu burada aktarmakta yarar görüyoruz. Daha yakından bir bakış, Amerikan teknolojisinin Çinli firmalara geçişinin, sanıldığının aksine çok yoğun olmadığını göstermektedir. Zaten Amerikan Foreign Investment Risk Review Modernization Act (FIRRMA), Çinli yatırımcıların Amerikan teknoloji sektörüne yaptıkları yatırımları; ABD’in ihracatını yasakladığı “yoğun teknojiyle” ilgilenen Çinli firmaları yakından tâkip etmektedir. Huawei’nin ABD’deki iştiraki de, bu izlenenlerin başında gelmektedir.[8]
Aşağıdaki grafik, küresel mal ihracatında Çin ve ABD’nin paylarını göstermektedir. Grafiğin verdiği görüntü, Çin’in, Dünya Ticaret Örgütü (WTO)’ne üye olduğu 2001 sonrası dünya toplam ihracatındaki payı değer olarak üç kat artarken, aynı dönemde ABD’nin payının ise yüzde 30 azaldığı şeklindedir. Kasım 2016’da Trump’ın ABD başkanlığına gelmesiyle, seçim vaatleri arasında yer alan “dış ticarette korumacı önlemler” paketinin bir unsuru olan “ek gümrük vergilerini”, grafikte yansıyan gelişmeyi “tersine çevirme” amaçlı bir girişim olarak değerlendirebiliriz.

Anılan korumacı kararların arkasındaki bir diğer olgu da, Amerikan ekonomisinde yıllardır süren “dış ticaret açığını azaltma” düşüncesi de olabilir. Bunun son örneği, Mart 2002 ve Aralık 2003 tarihleri arasında yaşanmıştır. O tarihlerde yine çelik dışalımına getirilen yüzde 8 ile 30 arasında değişen ek gümrük vergisi sonucu, Birleşik Devletler’in çelik ithalâtı yüzde 5, çelik dış ticaret açığını da sadece yüzde 28 oranlarında düşmüştü.[9]
Bu bağlamda ekleyebileceğimiz son bir husus da, ABD’nin aşkın tüketimini dış tasarruflardan fonlandığı sürece, Amerikan dış ticaret açığının azaltılması çabasının önemli “ekonomik bir karşılığının” olmadığı çıkarımıdır. Bu konuda getirilen korumacılık önlemleri sadece, açığın sektörler arasında yeniden dağılımına yardımcı olmaktadır.
KARŞILIKLI YÜKSELTİLEN GÜMRÜK VERGİLERİ ve SINIRLAMALARIN ETKİLERİ
Washington ile Pekin arasındaki ticaret savaşı yeni gümrük vergilerinin devreye girmesiyle yeniden alevlendi. Dünyanın en büyük iki ekonomisi birbirlerinin ürünlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergisi getirmiş durumda. Bir başka ifadeyle, Çin’i “adil olmayan ticari uygulamalarla” suçlayan ABD geçen yıl Mart Ayı’nda bu ülkeye karşı ticaret savaşı başlatmıştı.
ABD-Çin ticaret savaşı sadece iki ülkeyi etkilemekle kalmamaktadır. Son bir yıl içinde işletmeler ve tüketiciler açısından yarattığı belirsizliklerle, küresel ekonomiyi de olumsuz yönde kapsama alanına aldığı izlenmiştir.
Trump ithalat vergilerinin yükseltilmesinin ABD ekonomisi üzerinde çok olumsuz bir etkide bulunmayacağı izlenimini yaratmaya çalışmaktadır. Ancak, yükselen vergilerle ithalât yapan şirketler, ister istemez bu maliyeti kısmen de olsa fiyatlarına yansıtacakları için, her şeyden önce tüketiciler etkileneceklerdir. Analistler bu olguya ek olarak, Çin’in yapması beklenen misillemenin ekleneceğini hatırlatıyorlar.
ABD’nin başlattığı ticaret savasındaki en büyük gerekçesi, iki ülke ticaretinde ABD aleyhine olan denge durumudur. Bilindiği gibi ABD’nin Çin ile ticaret açığı 1985’den bu yana hızla artmıştır. Söz konusu olguyu aşağıdaki grafikte daha yakından izleyebiliriz.

Kaynak: BBC
ABD Çin’i, “fikri mülkiyet haklarını ihlalle” suçlamaktadır. Keza, Çin’in ulusal şirketlerini sübvansiyonlarla destekleme politikasını haksız rekabet doğurması nedeniyle değiştirmesini ve 419 milyar $’lık ticaret açığını kapatmak amacıyla, Çin’in daha fazla Amerikan malı almasını istemektedir.[10]
ABD geçen yıl 250 milyar dolarlık Çin malına gümrük vergisi getirdi. Pekin ise buna 110 milyar $ tutarındaki Amerikan ürünlerine vergi koyarak karşılık verdi.
İki ülke arasında 1 yılı aşkın süredir uygulanan ticaret savaşlarının uygulanışına baktığımızda;
ABD’nin dış alım yaptığı Çin malı toplamı (2018): 539 milyar $.
ABD’nin Çin’e uyguladığı vergiler toplamı: 2018 ve 19 yıllarında 250 milyar $ gümrük vergileri.
Trump’ın tehdit konusu yaptığı gümrük vergileri toplamı: 325 milyar $.
Çin’in dış alım yaptığı Amerikan malı toplamı (2018): 120 milyar $.
Çin’in ABD’ye uyguladığı vergiler toplamı: 2018 ve 19 yıllarında 110 milyar $.
olduğunu görmekteyiz.[11]
Ticaret savaşları sırasında alınan önlemler (sınırlama, gümrük duvarlarının yükseltilmesi vs.), karşılıklı taraflara zarar verdiği gibi, üçüncü tarafları da olumsuz yönde etkilemektedir. Gümrük tarifelerinin yükseltilmesi ve karşılığında yapılan koruma ve misillemenin yaratacağı hasar için yapılan son hesaplamalar, ABD tarafında binde 2, Çin tarafında ise binde 4 oranında GSMH küçülmesine yol açacağı şeklindedir. Bu oranların temsil ettiği refah daralması da Birleşik Devletler için 50, Çin için ise 100 milyar $ civarındadır. Bunun yanında Pekin tarafının “teknoloji bayrak gemilerinde (ZTE ve Huawei)” oluşacak dış satım hasarı, Washington tarafına ek taviz sağlama olanağı sunmaktadır.[12]
Misilleme olarak Pekin’in salacağı gümrük vergilerinden en çok hangi Amerikan firmalarının etkilendiğine baktığımızda da, Amerikan Apple, Boing ve Intel gibi markalarının kendilerini bir ticaret savaşının ortasında bulması olasılığı çok güçlüdür. Çin, aynı zamanda Apple’ın en büyük piyasası. Apple’ın toplam satışının yüzde 7’si Çin’de gerçekleşiyor. Tayvan ve Hong Kong da dahil edildiğinde bu oran yüzde 19’a kadar çıkıyor.[13] Çin’in Apple ile yarışabilecek birçok firması bulunmaktadır. Ancak Huawei, Oppo, Vivo ve Xiaomi, bugüne kadar Apple’ın yoluna taş koyacak bir üst ürün çıkarmadılar. Ancak Huawei’nin son çıkardığı Mate10 Pro, bu durumun yakın gelecekte değişeceğinin sinyali adeta. Ve ticaret savaşı da, Apple’ın en büyük piyasasını kaybetmesine neden olabilir.[14]
Diğer yandan, özellikle uçak üreticisi Boeing’in, olası bir Çin misillemesinin ilk hedeflerden biri olacağını söyleyebiliriz. Çünkü Çin’in ABD’den yaptığı dış alımın zirvesinde bu özel firma yer almaktadır.
Ticaret savaşında en büyük etkiyi soya endüstrisi yaşayacaktır. ABD’nin sadece 2017’de ihracatı 22,5 milyar $’ı buluyor. Çin, 13 milyar dolar ile Amerikan soya piyasasının en büyük müşterisi konumundadır. Çin’in, Amerikan soyasına gümrük vergisi getirmesi ve üçüncü ülkelere yönelmesinin Amerikan tarımına olumsuz etkisi çok büyük olacağı belirtilmektedir.[15]
Diğer taraftan, tarafların gümrük tarifelerindeki yükselme ve sınırlamaların daha da genişlemesi ve uzun süre devam etmesi halinde, bunun bir diğer olumsuz sonucu da, karşı ülkede faaliyet gösteren Çinli ve Amerikan firmalarının negatif etkilenmeleri şeklinde ortaya çıkacaktır.
Keza, son Brexit örneğinde gördüğümüz gibi, barışçıl ayrılmalar bile, günümüzde çok derin bütünleşik/entegre olmuş global ekonomiye hasar vermektedir. Bu çıkarımın Pasifik Bölgesi’ndeki rakamsal ve oransal karşılığının, iki ekonominin her birinde yüzde 2 GSMH daralması ve 400’er milyar $ servet kaybı şeklinde ortaya çıkması öngörülmektedir.[16]
Bu bağlamda son olarak belirtilmesi gereken bir konu da, iki ülkenin yaşadığı ticaret savaşının makroekonomik riskler ve dengelenme sorunlarına yol açtığı gerçeğidir. Örneğin her iki ülkenin hisse senedi piyasasında ve doğrudan yabancı yatırımlarında (FDI) düşme/daralma yaşanmaktadır. Bilindiği gibi her iki ülke de, hisse senedi yatırımları ve FDI için çok popüler, güvenilir ve cazip limanlardı.[17]
İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET SAVAŞININ NEDENLERİ
Ticaret savaşları konusunda genel kabul görmüş açıklama, mevcut “küresel egemen güçler” ve hızla yükselen “potansiyel meydan okuyucular” arasındaki, kaçınılmaz nitelik kazanmış “jeopolitik ve jeoekonomik rekabet” olarak yapılmaktadır.
Bu anlamda Çin tarafının “demokratikleşmedeki başarısızlığı”, Pekin’in, Batı’nın sosyal organizasyon ve hukuki normlarını karşılamayan “sistem anlaşmazlığı” olgusunu güçlendiren başat faktör olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda Çin’deki ağırlıklı devlet sahipli şirketlerin (SOE) haksız ve şeffaf olmayan (unfair) ticari uygulamalarının, Amerikalılar’ca, mevcut Çin-ABD ticaretindeki ABD aleyhine dengesizliğin de en önemli nedeni olarak görülmesi de önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlara, entelektüel sermaye/fikrî mülkiyet hakları sahiplerinin, “korunma” konusunda Çin’de yaşadıkları şikâyetleri ve Çin’in “yerel yenilikler” konusunda uyguladığı korumacı politikaları ve “teknoloji hırsızlığı” iddialarını eklemek gerekmektedir.[18]
Çin’in ABD’li teknoloji üreticilerinin “sırlarını çaldığı iddiası”, Amerikalı teknoloji üreticilerinin, düşük üretim maliyeti nedeniyle bu ülkeyi tercih etmesinden beri sıcak bir konudur. Fikri mülkiyet, “çakma ürün” üretiminden, korsan yazılıma ve şirket sırlarının çalınmasına kadar geniş bir alanı içermektedir.
Amerikan Fikri Mülkiyet Hırsızlık Komisyonunun 2017 raporuna Beyaz Saray’ın açıklamasında Amerikan Mülkiyet Hakları Hırsızlık Komisyonu’nun 2017 raporunun, Çin’in, ABD’den çalınan fikri mülkiyet haklarından yarar sağladığını ortaya koyduğu vurgulandı. İlgili raporun, Çin’in Amerikalı iş adamlarının bilgisayar ağlarına izinsiz erişim sağlamaktan sahte ürün üretmeye kadar pek çok yolla fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Amerikalı işçiler ve şirketler, ABD ekonomisine yüz milyarlarca dolar zarar veren fikri mülkiyet hırsızlığından doğrudan zarar görüyor. Amerikan Mülkiyet Hakları Hırsızlık Komisyonu, fikri mülkiyet hırsızlığının ülke ekonomisine yıllık maliyetinin 600 milyar dolara kadar ulaşabileceğini öngörüyor. Komisyonun raporunda, Çin’in, fikri mülkiyet hırsızlığının ABD ekonomisine verdiği zararın yüzde 50 ila 80’inden sorumlu olduğu tahmin ediliyor.”[19]
‘’2025 Çin Malı’’ hedef programı ile Pekin, 2030 yılına kadar yapay zeka endüstrisinin de dominant gücü olmayı hedeflemektedir. Bilgisayar çipi üretme kapasitesini oldukça büyük bir hızla artır Çin, bu teknolojik hedef ulaşmak için de çok yüksek oranda ‘know-how’a ihtiyaç duymaktadır. İşte Çin’i ‘fikri mülkiyet’ tartışmasının merkezine yerleştiren de söz konusu bu ihtiyaçtır.[20]
Pekin tarafı, yukarıda başlıklarını vermeye çalıştığımız çeşitli analizlerin yanında, ticaret savaşları konusunda, günümüzde ve gelecekteki teknik çerçevede (data üretimi ve korunması, öğrenen makine, yapay zekâ gibi) öngörülen değişimlerin de önemli rol oynadığını bilmektedir. Datanın, “sermayenin en önemli formu” şeklinde belirecek olduğu gelecekteki “data güdümlü ekonomi” dünyasında, “mevcudu koruma ve ön alma” kaygılarının, jeostratejik ve jeoekonomik düzlemlerde yaşanan ve yaşanacak rekabet ve ticaret savaşlarında bir diğer etken olduğunu söyleyebiliriz.
Keza günümüzde söz konusu iki ülke arasında yaşanan ticaret savaşlarının, II.Dünya Savaşı sonu ile 1991 yılları arasında SSCB ile ABD arasında yaşanan “Soğuk Savaş”ı andırdığını vurgulayan çeşitli gözlemciler bulunmaktadır.[21]
SONUÇ
Yaklaşık 15 aydır çeşitli seviyelerde süren ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı, şimdilerde tehlikeli bir bölgeye girmiş gibi görünmektedir. Dünyanın en büyük iki ekonomisinin karşılıklı olarak gümrük tarifelerine sarılmaları, küresel ekonomiye dönük kriz beklentisini güçlendirmektedir.
İki ülkenin karşılıklı olarak yeni gümrük vergileri ve artışı şeklinde girdikleri yarışın gerisinde yatan nedenler, hâlen değişmemiş olarak sürmektedir. Böylesi bir süreç, hem ticaret savaşının doğrudan tarafları olan ABD ve Çin ekonomilerini etkilemekte, hem de üçüncü ülkeleri “tesiri altına alma” olasılık ve potansiyel “dalga boyu” giderek artmaktadır. Hatta öyle ki, Global ekonomi ile ilgili “görünüş” raporlarında, globâl ekonomiyle ilgili beklenen “durgunluğun” başat nedeni olarak gösterilmektedir.
Bilindiği gibi Çin ekonomisinde ihracat yaşamsal önemde bir ekonomik faaliyettir ve en büyük dış satım adresi de ABD pazarıdır. Uzayan ve giderek kapsama alanı genişleyen ticaret savaşı, son dönemde ekonomisini iç tüketime yaslayan Çin’in ihracat gelirlerinde düşüşe yol açacaktır. Böylesi bir gelişme Çin halkının tüketimini azaltacak ve sonuçta ülke ekonomisinin büyümesi yavaşlayacaktır.
Amerikan mallarına gümrük vergisi koymak Çin çok riskler ihtiva etmektedir. Çünkü, misilleme olarak gümrük bariyeri koyduğu ürünlerin ithalâtındaki pahalılaşma, sonuçta Pekin’in rekabetten yararlanma kapasitesini düşürecek ve sonuçta istihdamı ve refahı olumsuz etkileyebilecektir. Bu nedenle Amerikan mallarına konan gümrük vergisinin, Çin’in kendi ayağına kurşun sıkması olarak niteleyebiliriz. Bu nedenlerle Çin tarafının daha kontrollü bir ticaret savaşına yönelmesi daha rasyonel durmaktadır.[22]
Böylesi bir gelişmenin ABD yönünden de olumsuz sonuçları olacaktır. Ülkede tarım ve demir-çelik iş kolları, Washington’un uyguladığı Çin politikasından etkilenmektedir. Soya üreticileri başta olmak üzere, Trump’ın seçilmesinde önemli payı olan ABD’li çiftçiler ticaret savaşından hasar görmektedir. Keza, Çin’e gümrük tarifeleri uygulanmasıyla birlikte ABD iç piyasasında çelik fiyatı tırmandı.
Globalleşmenin bir sonucu olarak, Çin’in dünya üretim zincirindeki önemi çok artmıştı. ABD Çin’den nihai, yarı işlenmiş ürün ve ham madde almaktadır. Çin’in ABD’ye yüzde 10’dan yüzde 25’e çıkan tarifelerle satış yapmayı azaltması, Çin’den yarı işlenmiş ürün ve ham madde alan ABD’nin ihracatını olumsuz etkilemesi, işsizliğin artması güçlü bir beklentidir.
İki ülke arasında yaşanan bu ticari savaşın, kazanandan bağımsız olarak, küresel ekonomiyi önemli bir ölçekte etkilemesi çok olasıdır. Karşılıklı gümrük vergisi konulan ve/veya arttırılan ürünlerin, “dünya tedarik zincirleriyle” bağlantıları çok güçlüdür. Bu yapının sonucu olarak, globâl ölçekte pek çok ürün fiyatının yükselmesine yol açacaktır. ABD’nin bu gümrük düzenlemelerini, sadece Çin’e değil, AB ve Rusya’ya karşı da bir pazarlık unsuru olarak tuttuğu göz önünde bulundurulduğunda, sürecin ABD’yi ekonomik ve siyasal olarak yalnızlaştırması da ihtimallerden birisidir.[23]
Söz konusu ticaret savaşlarının sonsuza dek sürmeyeceği de bir gerçektir. Bizce anılan savaş, uzun olmayan bir süreç içinde sonlanabilecektir. Ancak bu savaşın bitmesi, dünyanın, önceki jeopolitik ve jeoekonomik sistemlerine geri dönmesi ve her şeye kaldığı yerden başlanması anlamına gelmeyecektir. Çünkü yaşanan ticaret krizi, dünyanın en büyük iki ekonomisinin kırılgan ve zayıf yönlerini ortaya dökmüş, bu kırılganlığın küresel ekonomi üzerindeki risklerinin anlaşılmasını sağlamıştır.[24]
Her şeyden önce Çin ekonomi ve ticaret dünyası, önceden olduğu gibi “perdeli ve şeffaf olmayan” yapısını tedricen ve göreceli olarak değiştirmek zorunda kalacak; teknoloji, data, fikri mülkiyet hakları, mevcut ticari aktörlerin hukuki yapısı ve korumacılık başlıklarında “çevre koşullarına uyum” çalışmalarını arttırmak zorunda kalacaktır.
Globâl ölçekte de, ticaret, yatırım ve finansal merkez ve akımlarda değişim ve dönüşümler yaşanacaktır. ABD başta olmak üzere tüm ülkeler bundan böyle tüm yumurtalarını sadece Çin sepetine koymayacak; seçenekler arayacaktır.
Diğer yandan bu yaşananların jeopolitik sonuçları da olacaktır. Onlardan ilki, Rusya’nın Çin’e yaklaşmasıdır. Bilindiği gibi Rusya’nın güçlü olduğu tek endüstri dalı silah sanayisidir. Çin tarafı ise, tüm çabalarına karşın hâlâ bu sanayi dalında dünya ölçeğinde üretici olamamış durumdadır. Atilla Yeşilada’nın söylediği gibi Rusya, doğal kaynakları ve silah teknolojisiyle Çin’i besleyip, Pasifik’te ABD ve müttefikleri karşısında elini güçlendirmeyi, bu yolla Avrupa ve Orta Doğu’daki nüfuz alanını genişletmeyi hızlandıracaktır.
Özün özü, ABD’nin bu hızlı ticari savaş adımları, taraflar arasında uzun soluklu bir ekonomik savaşa işaret etmektedir. Söz konusu ticari savaş yalnızca iki aktör yönünden değil, “dünya ekonomisi açısından da sıkıntılı bir döneme, dönüşümlere; jeopolitik yönden de mevcut kutuplarda ve dengelerde değişimlere yol açacaktır.
Ersin Dedekoca 13 Haziran 2019
[1] Ersin Dedekoca, “ABD, serbest ticaretten korumacılığa mı?”, Aydınlık.com.,9.03.2018, https://www.aydinlik.com.tr/abd-serbest-ticaretten-korumaciliga-mi-ersin-dedekoca-kose-yazilari-mart-2018 (7.06.2019)
[2] “ABD – Çin ticaret savaşı: Küresel ekonomi karşısındaki en büyük risk hakkında neler biliniyor?”, BBC News Türkçe, 14.05.2019, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48222100 (erişim t. 7.06.2019); “Donald Trump: Çin ticaret görüşmelerinde sözünü tutmadı”, BBC News Türkçe, 9.05.2019, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48210931 (erişim. 7.06.2019)
[3] Kimberly Amadeo, “Trade Wars and their Effect on the Economy and You”, The Balance, 5.06.2019, https://www.thebalance.com/trade-wars-definition-how-it-affects-you-4159973 (erişim. 7.06.2019); “Trade War”, Investopedia, 23.05.2019, https://www.investopedia.com/terms/t/trade-war.asp (erişim. 7.06.2019)
[4] F. William Engdahl, “Why West Fears ‘Made in China: 2025’”, Global Research, 5.08.2018, https://www.globalresearch.ca/why-west-fears-made-in-china-2025/5649633 (erişim. 8.06.2019)
[5] Anne Wendel, “Strategy “Made in China 2025” – English translation”, VDMA, http://ibv.vdma.org/en/viewer/-/v2article/render/15206909 (erişim. 8.06.2019)
[6] Hüseyin Vodinalı, “Huawei krizinin perde arkası: ABD-Çin siber savaşı”, Aydınlık, 9.12.2019, https://www.aydinlik.com.tr/huawei-krizinin-perde-arkasi-abd-cin-siber-savasi-huseyin-vodinali-kose-yazilari-aralik-2018 (erişim. 8.06.2019)
[7] “Trump’ın çelik ithalatına ek vergi kararına ticaret ortaklarından misilleme tehdidi”, BBC News Türkçe, 2.03.2018, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43251590 (erişim. 6.06.2019)
[8] Tyler Durden, “Escalation: US Slaps Export Ban On Huawei’s Silicon Valley Subsidiary”, ZeroHedge, 10.01. 2019, https://www.zerohedge.com/news/2019-01-10/us-slaps-export-ban-silicon-valley-based-huawei-subsidiary (erişim. 9.06.2019)
[9] Erica York, “Lessons from the 2002 Bush Steel Tariffs”, Tax Foundation, 12.03.2018, https://taxfoundation.org/lessons-2002-bush-steel-tariffs/ (erişim. 12.06.2019);. Joseph Francois ve Laura M. Baughman, “The Unintended Consequences of U.S. Steel Import Tariffs:A Quantification of the Impact During 2002”, TRADE PARTNERSHIP WORLDWIDE, LLC, 4.02.2003, https://www.tradepartnership.com/pdf_files/2002jobstudy.pdf (erişim. 12.06.2019)
[10] “US-China officials begin trade war talks in Beijing”, BBC News, 7.01.2019, https://www.bbc.com/news/business-46778189 (erişim. 10.06.2019)
[11] “A quick guide to the US-China trade war”, BBC News, 14.05.2019, https://www.bbc.com/news/business-45899310 (erişim. 10.06.2019)
[12] Dan Ciuriak, “The US-China Trade War: Costs, Causes, and Potential Responses by Tier II Powers”, SSRN, 4.01.2019, https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3302026 (erişim. 9.06.2019)
[13] “Apple’ın Çin gelirleri yüzde 27 azaldı”, Hürriyet, 30.01.2019, http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/applein-cin-gelirleri-yuzde-27-azaldi-41099228 (erişim. 11.06.2019)
[14] Bu arada ABD Ticaret Bakanlığı, sürpriz bir karara imza atarak Huawei yasağı için 90 gün erteleme kararı aldı. “ABD’den geri adım: Huawei yasağı ertelendi!”, Shift Delete.Net.,21.05.2019, https://shiftdelete.net/abdden-geri-adim-huawei-yasagi-ertelendi (11.06.2019)
[15] Mühdan Sağlam, “ABD-Çin müzakerelerinin sonucu: Ticari savaşa devam”, Gazete Duvar, 13.05.2019, https://www.gazeteduvar.com.tr/ekonomi/2019/05/13/abd-cin-muzakerelerinin-sonucu-ticari-savasa-devam/ (erişim. 11.06.2019)
[16] Ciuriak, agm.
[17] Dan Ciuriak,“A Trade War Fuelled by Technology”, Centre for International Governance Innovation, 11.01.2019, https://www.cigionline.org/articles/trade-war-fuelled-technology?gclid=CjwKCAjwue3nBRACEiwAkpZhmcOEH190MMBW3ES_SRcu8lz2FKkVqPvep5kMz2ah1fH3TgwW5U2LsxoC9gQQAvD_BwE (erişim. 9.06.2019)
[18] Ciuriak,agm.
[19] “Update to IP Commission Report”, The Commission on the Theft of American Intellectual Property, 2017,
http://www.ipcommission.org/report/IP_Commission_Report_Update_2017.pdf (erişim. 13.06.2019)
[20] Cemal Tunçdemir, “Ticaret Savaşı nedir ve neden herkes bunu konuşuyor?”, Amerika Bülteni, 7.03.2018, http://amerikabulteni.com/2018/03/07/ticaret-savasi-nedir-ve-neden-herkes-bunu-konusuyor/ (erişim. 12.06.2019)
[21] “China v America A new kind of cold war”, The Economist, 16.05.2019, https://www.economist.com/leaders/2019/05/16/a-new-kind-of-cold-war (erişim. 9.06.2019)
[22] Alan Tonelson, “China’s Tariff List Advertises Its Trade War Weakness”, The National Interest, 23.05.2019, https://nationalinterest.org/feature/chinas-tariff-list-advertises-its-trade-war-weakness-58637 (erişim. 13.06.2019)
[23] Stephen Roach, “What comes next in the US–China trade war?”, East Asia Forum, 19.05.2019, https://www.eastasiaforum.org/2019/05/19/what-comes-next-in-the-us-china-trade-war/ (erişim. 13.06.2019)
[24] Adam Triggs, “Trade tensions will persist until global financial imbalances are addressed”, East Asia Forum, 17.05.2019, https://www.eastasiaforum.org/2019/05/17/trade-tensions-will-persist-until-global-financial-imbalances-are-addressed/ (erişim. 12.06.2019)
Comments